Temmuz 29, 2010  

Kadın sempozyumunda 'Kürt ili' tartışması

SERCAN KAYA -ANF
17:01 / 11 Mart 2010

ANKARA - 'Göç ve Kadın Sempozyumu’nun ikinci bölümünde sivil toplum örgütü temsilcileri görüşlerini dile getirdi. Göç eden kadınların yaşadıkları sorunların ve çözüm önerilerinin dile getirildiği oturumda, ‘Kürt illeri’ tartışması yaşandı. Bir katılımcının ‘Kürt illeri’ sözüne tepki gösteren bazı katılımcılar Kürt ili diye bir tanımın olmadığını, aksine bütün illerin Türk ili olduğunu söylediler. Yine kadınların yaşadığı anadil sorununu çözmek için Türkçe öğretilmesi önerisine karşılık da bunun yerine tercüman bulundurulması önerisi getirildi.

Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (HÜKSAM) düzenlediği ‘Göç ve Kadın Sempozyumu’nun ikinci bölümünde sivil toplum örgütü temsilcileri sorunlar ve çözüm önerilerini dile getirdi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden İpek Kırca, Türkiye’de 16 bin 152 göçmenin 6 bin beş yüzünün kadın olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyada göçmenlere coğrafi çekinceyi uygulayan iki ülkeden biri olduğunu belirten Kırca, diğer ülkenin ise Madagaskar olduğunu ifade etti. Kırca, bu nedenle Türkiye’deki resmi mülteci başvurusunun 43 olduğunu belirtirken, Türkiye’nin sadece Avrupa ülkelerinden başvuru aldığını söyledi.

Kırca, Türkiye’ye göç edenlerin yaşadıkları soruları da şu şekilde dile getirdi: Travmatik yolculuk, kaçakçılardan görülen kötü muamele, kimlik yokluğu, belirsizlik, korku, endişe, kalış yeri ile ilgili zorluklar, her an yakalanma korkusu, sığınma sistemine erişim, ikamet, barınma, sağlık, ilaç, giyim, işsizlik, geçim sıkıntısı. Türkiye’nin sağladığı sosyal desteğin çok az olduğuna işaret eden Kırca, kadın göçmenlerin ise istismara, silahlı çatışmaya, cinsel sömürüye ve fuhuşa zorlandığını belirtti.

DİL SORUNU

TTB Kadın Hekimlik Kadın Sağlığı Kolundan Müge Yetener ise göçün yarattığı sorunlara değindi. Buna göre, göç edenler en fazla sağlık, eğitim, barınma, şiddet, suç oranının artması, işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya. Yine göç sosyal dayanışmayı da zayıflatıyor. Göçün kadınlaşması konusuna değinen Yetener, bunun nüfusun yaşlanması ve hanenin ayakta kalma stratejisinden kaynaklandığını söyledi. Yetener, kadın göçünün ayaklarını ise fuhuş ve ev bakım hizmetlerinin oluşturduğunu kaydetti.

Konuşmasında göç nedeniyle yaşanan sağlık sorunlarının nedenlerine de yer veren Yetener, dilin, sağlığın ticarileştirilmesinin, iş güvencesiz, sigortasız çalışması gibi nedenleri ifade etti. Yetener, bunun çözümü için ise sağlığın hak olarak görülmesi, eşit, ulaşılabilir, ücretsiz olması ve dil sorunun aşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’de yaşanan zorunlu iç göçe işaret eden Yetener, bunun sonucunda bu insanların yaşadığı dil sorununa bir çözümün bulunamadığına işaret etti.

TÖRE CİNAYETİ HER YERDE

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Sevda Yılmaz Ataman da konunun hukuki boyutuna değindi. Her açıdan Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu ifade eden Ataman, göç eden kadının geldiği yerde bir çok sorun yaşadığı gibi geldiği yerde de bir çok sorunla karşı karşıya olduğunu söyledi. Töre ve namus cinayeti kavramlarının hukuk sistemindeki yerlerine işaret eden Ataman, sistemde yaşanan bazı ilginç çarpıklıklara dikkat çekti. Ataman, töre cinayetinin sadece doğuda değil İç Anadolu’da da batıda da yoğun bir şekilde işlendiğini söyledi.

GÖÇ EDEN KADINLAR İÇE KAPANIYOR

Eğitim Sen Kadın Sekreteri Gülçin İsbert de yaşanan iç savaştan dolayı Türkiye’de bir zorunlu göçün olduğuna işaret etti. İsbert, bu göçün ardından bir de gidilen yerde kabul edilmeyişin söz konusu olduğuna dikkat çekti. Kadınların zorunlu göç sonunda içe kapandığını, kendi yurtlarında yaşam alanlarının daha geniş olduğunu belirten İsbert, bunun aynı zamanda kadınların çocuklarıyla da diyaloglarının kapanmasına yol açtığını söyledi. Yine göç eden kadınların anadillerini kullanamadıkları için sağlık gibi hizmetlerden yararlanamadığını belirten İsbert, ‘’ göç edilen yerde istihdam edilmedikleri gibi güvencesiz çalışmak zorunda kalıyorlar’’ dedi.

‘KÜRT İLLERİ’ TARTIŞMASI

Konuşmaların ardından, salonda bulunan katılımcılar söz alarak görüşlerini dile getirdi. Bir katılımcının konuşmasında, ‘Kürt illeri’ tanımını kullanması salonda bazı kişilerce tepkiyle karşılandı. Bu konuşmacıya karşılık veren iki katılımcı Kürt ili diye bir şeyin olmadığını savunarak, bütün illerin Türk ili olduğunu ileri sürdü. Bunun üzerine oturum moderatörleri duruma “Sanırız bir dil sürçmesi oldu” diyerek müdahale etmek istedi. Ancak ‘Kürt ili’ tanımını kullanan katılımcı “Hayır dil sürçmesi değil bilinçli bir şekilde kullandım” diye karşılık verdi.

TÜRKÇE ÖĞRETMEK ÇÖZÜM MÜ?

Bu tartışmanın ardından bir başka katılımcı da söz alarak, dil sorununun Kürt vatandaşları Türkçe öğretilerek çözülebileceğini savundu. Bunun üzerine birkaç katılımcı ise kamu kurumlarında tercümanın bulundurulmasının da bir çözüm olabileceğini ifade ettiler.

ANF NEWS AGENCY


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê