Eylül 10, 2010  

Ulucanlar Cezaevi 'tarih' oldu!

SERCAN KAYA -ANF
Özel / 11:31 / 13 Temmuz 2010

ANKARA - Uzun yıllar siyasetçisinden sanatçısına, yazarından gazetecisine, birçok kişinin yattığı, kanlı katliamların, işkencelerin idamların yaşandığı tarihi Ulucanlar Cezaevi ‘restorasyon’ adı altında yok edildi.

Cezaevinin müze yapılması için oluşturulan kurulun hazırladığı müze ve kültür merkezi projesi kapsamında çalışmaları yapmayarak, cezaevini dönüştüren Altındağ Belediyesi, inşaat çalışmaları süresince yaptığı yıkımı gizlemek için cezaevini kimseye açmadı.

Konuyla ilgilenen Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin de birçok girişimine belediye bu uygulamasını gizlemek amacıyla olumsuz yanıt verdi. Edinilen bilgilere göre cezaevi kampusunda, kadınlar koğuşu başta olmak üzere bazı bölümler yıkıldı. Cezaevinin duvarları, kapıları, pencereleri yeni sıvalar ve boyalarla parlatılarak cezaevi görümü yok edildi. Yapılan inşaatın ardından cezaevi şuan beş yıldızlı bir otel gibi görünüyor! Önümüzdeki günlerde de Altındağ Belediyesi Eğitim-Kültür Müdürlüğü birimi cezaevinin bir bölümüne taşınacak. Temmuz ayı sonuna doğru ise belediye yarattığı yaptığı yıkımın açılışını yapmayı planlıyor.

1920’de askeri depo olarak inşa edilen ve 1925’te cezaevine dönüştürülen, çok sayıda tanınmış siyasetçinin, sanatçının, yazarın, sivil toplum örgütü temsilcisinin yattığı, yaşanan olaylarla da Türkiye yakın tarihinde yer edinen Ulucanlar Cezaevi, Altındağ Belediyesi’nin kafasına göre yaptığı uygulamalar sonucu özünü yitirdi.

Cezaevi 2006 yılında boşaltılmaya başlandıktan itibaren yerine neyin yapılacağı bazı kesimler tarafından tartışma konusu olmuş, 12 Şubat 2008’de Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Barosu, Adalet Bakanlığı ve Altındağ Belediyesi arasında Ulucanlar Cezaevi Müze ve Kültür Merkezine dönüştürülmesine ilişkin protokol imzalamıştı. Oluşturulan kurul tarafından bu kapsamda restore edilmesi için proje hazırlandı. Bu projeye göre cezaevi orijinal haline uygun olarak restore edilerek, müzeye ve kültür merkezine dönüştürülecekti.

ASKERİ DEPOYA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Ancak projenin uygulayıcısı olan AKP’li Altındağ Belediyesi, kurul projesine uymayarak, kendi kafasına göre ‘restorasyon’ yaptı. Edinilen bilgilere göre belediye cezaevini ilk haline yani 1920’deki askeri depo haline dönüştürüyor. Bu nedenle cezaevi olduktan sonra yapılan bazı koğuşları ve binaları yıktı. Bu kapsamda kadınlar koğuşu ve hamam yıkılarak, yerlerine kafeteryalar ve pazar alanları yapıldı. Hücreler, koğuşlar, görüşme kabinleri, pencereler, kapılar, parmaklıklar değiştirilerek, boyanarak cezaevi dört yıldızlı otel haline dönüştürülmüş durumda.

Hatta AKP’li Altındağ Belediye Bakanı Veysel Tiryaki, konuyla ilgili bir konuşmasında ‘O kadar güzel yaptık ki, para verip kalmak isteyenler var’ ifadesini kullanmaktan kendini alamamıştı.

Edinilen bir başka bilgiye göre ise belediye cezaevinde yatmış tanınmış kişilerin balmumu heykellerini de Çin’e sipariş verdi. Deniz Gezmiş, Yılmaz Güney, Bülent Ecevit, Muhsin Yazıcıoğlu, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek gibi isimlerin heykelleri koğuşlarda sergilenecek. Yine belediyenin Eğitim ve Kültür Müdürlüğü’nün de cezaevi kampusuna taşınacağı belirtiliyor.

TOPLUMSAL HAFIZA KATLEDİLİYOR

Cezaevinin son durumunu değerlendiren Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Nejat Kangal, binaların yıkılmasına ve proje dışı uygulamalara tepki göstererek, “Belediye herhalde burayı 1925’teki depo haline çevirmeye çalışıyor. O cezaevinin bir bütün olarak Türkiye hafızasında yeri var. Zaten Türkiye 80 yıllık bir ülke. O binaları yıkarak, cezaevi dokusunu bozarak, boyayarak toplumsal hafıza yok edilmeye çalışılıyor. Cezaeviyken insanlar katlediliyordu, şimdi toplumsal hafıza katlediliyor” dedi.

Bu projenin bir siyasi tarih projesi gibi düşünülmesi gerektiğini ifade eden Kangal, “Onlar binaları yıkıyorlar ama kurul projesinde bu binalar var. Yani, kurul kararıyla çıkan proje çiğnenmiş durumda. Bu proje yerine, kendi kafalarına göre pırıl pırıl, sıcak boyalı güzel duvarlar var şimdi orada. Bunlar cezaevi olmayan haline çeviriyorlar. Yıktıkları hamamda, cezaevi operasyonları sırasında onlarca insan öldürüldü, nasıl yıkılır böyle bir yer” diye sordu.

Ulucanlar Cezaevi’nin Türkiye toplumunun sosyal, siyasal hafızası olduğunu vurgulayan Kangal, şunları dile getirdi:

“Toplumun hafızasını yıkıyorlar. Geçmişle insan arasındaki yaşanmışlıkları yok ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde gidip baktım, giriş kapısını tamamen değiştirmişler, bakanlıkların giriş kapısı gibi yapmışlar. Cezaevi müzesi böyle olmaz. Burada bir rant zemini oluşturuluyor. Onlar her hücreyi bir dükkan olarak görüyor. Ticarethaneye çeviriyorlar orayı.

Görünen o. Böyle giderse ciddi bir dava süreci başlatılabilir. Bir de Deniz Gezmiş’le, Muhsin Yazıcıoğlu’nun heykellerini aynı koğuşa koyarlarsa, o zaman tepkimiz çok büyük olur.”

Başından beri konuyu yakından takip eden, Mimarlar Odası Ankara Şubesi de bu duruma dur demek için çeşitli girişimlerde bulundu ancak, belediye yaptığı uygulamayı gizli tuttuğu için oda temsilcilerine randevu vermekten kaçındı.

Konuyu Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Bülent Batuman ile de görüştük. Belediyenin yenileme çalışmasını salt teknik restorasyon olarak algıladığını ifade eden Bülent Batuman, bunun yanlış olduğunu ifade ederek, “Uygulamada hem sosyal, hem de teknik boyut gözetilmeli” dedi. Restorasyon çalışmalarındaki gelişmelerin iki açıdan sıkıntılı durumun olduğunu gösterdiğini belirten Batuman, şunları söyledi:

“Belediye hızlı hareket etme açısından böyle davranıyor. Kurul projesi tam anlamıyla uygulanmıyor. Projeye uygun olmayan bir çalışma yapılıyor. Biz belediyeyi proje doğrultusunda yönlendirebilmek için görüşmeye çalışıyoruz. Sonradan yapılan bütün binaları yıkmışlar, ama projeye göre bu binaların da korunması gerekiyor. Kısacası projeden uzak uygulamalar yapılıyor. Biz oraya gidip projenin esas olduğu hatırlatması yapmaya çalışıyoruz ama belediye görüşmeden kaçınıyor. Görünen o ki, ciddi bir dejenerasyona doğru gidiliyor. Böyle bir müze projesi olmaz. Biz belediyeyi uyarmak istedik ama hiçbir sonuç alamadık. Artık ortaya çıkacak duruma göre konuyla ilgili yasal süreç de başlatılabilinir.”

ULUCANLAR CEZAEVİ

1925’ten itibaren cezaevi olarak kullanılan Ulucanlar’da; Türkiye devrimci hareketi liderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusu Aslan, Erdal Eren idam edildi. Eski başbakanlardan Bülent Ecevit, DEP`li milletvekillerinden Leyla Zana, Orhan Doğan, Selim Sadak, Hatip Dicle, İnsan Hakları Derneği eski Genel Başkanı Akın Birdal, Muzaffer İlhan Erdost, Yılmaz Güney, Yaşar Kemal yıllarca hapis yattı. ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ filmi bu cezaevinde çekildi. O günlerde yapılan işkenceler, katliamlar ve hücreleriyle cehennem haline gelen Ulucanlar en kanlı dönemlerinden birini de 12 Eylül darbesinin ardından, 29 Eylül 1999’daki operasyonda yaşandı. Bu operasyon sonucu duvarları kevgire dönen cezaevinde 10 kişi yaşamını yitirdi, 77 kişi de yaralandı.

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê