Eylül 08, 2010  

Devlet bölünme, onlar geçim derdinde

TAYLAN ESMER - ANF
09:11 / 30 Temmuz 2010

AMED - - Kürt illerinde köylerin boşaltılması sonrası kentlere göç etmek zorunda kalan ve yoksullukla mücadele eden onbinlerce kişinin batı illerinde tarla işlerinde ve Karadeniz'e fındık toplama göçü başladı.

Kimliklerinden dolayı dışlanan ve bu yıl getirilen uygulama ile adeta açık cezaevini andıran kamplara yerleştirilen Kürtler, tarlalarda çalışma karşılığı ellerine geçen bir avuç para için buna katlanmak zorunda kalıyor.

Diyarbakır ve ilçelerinden batı illerine tarlalara çalışmaya ve fındık toplamaya giden onbinlerce kişi için Devlet Demiryolları ek tren seferleri koymak zorunda kaldı. Yapılan yolculuklar ise sadece kompartımanlarda değil zaman zaman yük vagonlarında oluyor.

Bölgede yaşanan çatışmalı ortamdan dolayı köylerin boşaltılıp yakılması sonucu ya da köylerindeki hayvancılık, tarım gibi üretimlerinden kopan, kopartılan yüzbinler yoksullukla boğuşuyor.

Şırnak, Batman, Siirt, Mardin, gibi kent merkezlerine sığınan insanların dışında Diyarbakır'a da göçler başladı. Sadece göç eden kişilerin barındığı yeni mahalleler oluştu. Fiskaya, Feritköşk, Dicle, Aziziye, Cumhuriyet, Gürdoğan gibi mahalleler, Kulp, Dicle, Kocaköy, Lice, Hazro, gibi ilçe köylerinden gelen insanlarla doldu. Aynı şekilde çevre illerden de göçten gelenlerin kente yığılması beraberinde de yoksulluğu getirdi.

Köylerinden göç ederken üretimden kazandıkları bir meblağları olan ya da satabilecekleri ürün ve hayvanları olan insanların bir kısmı bunu kendilerine sermaye yapıp Mersin, İstanbul, İzmir, Adana, Aydın, Kocaeli gibi kentlere göç ederken, ekonomik olarak kendilerine yetmeyen yada batı illerine gidemeyenler ise Diyarbakır'ın kenar semtlerine hapsoldular bir anlamda.

Nüfusu bir anda ikiye-üçe katlanan Diyarbakır'da iş imkânlarının yeteri derecede olmaması ise göçzedeleri çaresizlikle baş başa bıraktı.

Üretimden koptukları ve iş açısından bir vasıfları olmadığı için günlük işlerde, amelelikte, mevsimlik işçilikte yada Batı’ya bahçe ve tarlalarda iş bulmaya gittiler. Hane nüfuslarının fazlalığı, düzenli bir akarlarının olmaması nedeniyle insanlar yoksulluğu kader diye görüp bununla yaşamaya mecbur edildiler.

Sadece Diyarbakır'dan her yıl Karadeniz, Marmara, Akdeniz gibi bölgelere insanların trenle göçü haftaları buluyor fındık, mısır, havuç, patates, yeşil soğan yetiştirilen tarlalara-bahçelere...

Batı illerine Diyarbakır başta olmak üzere çevre illerden tarlalarda çalışmaya gidenlerin göçü Mart ayında başlayıp Haziran ayında biterken, Karadeniz'de Ordu, Giresun gibi illere fındık toplamaya gidenlerin göçü ise Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren başlıyor. Yaklaşık 4 ile 6 hafta süren fındık toplama işi için hazırlıklarını yapan aileler ise günler öncesinden yatak-yorganlarını denkleştiriyor. Ve beraberlerinde orada tüketecekleri çay, şeker, yağ, pirinç, mercimek, un, makarna, bulgur...

ARTIK NİĞDE TARAFLARINA GİDEMİYORUZ

Fındık toplamak için haftalar öncesi hazırlığını yapanlardan biri Zülküf Taşçı. Ben u Sen mahallesinde inşa ettikleri gecekondu da kalıyorlar ailece. Dicle ilçesinden 16 yıl önce göç etmişler. Diyarbakır'da iş bulduğunda inşaatlarda çalışarak ya da çek-çek diye tabir edilen el arabası ile yük taşıyarak geçimini sağlamaya çalışıyor iki kardeşi ile birlikte. Fındık toplamaya da kardeşleri, kuzenleri, çocukları ve eşiyle birlikte gidiyor.

Bahar aylarında Mersin-Antalya'da portakal ve limon bahçelerine üç haftalığına gittiklerini belirten Taşçı, "İki yıl önce Niğde'ye soğan, patates tarlalarında çalışmaya gittik. Ama hem dışlandık hem de paramızın tamamını vermediler. Artık o taraflara gitmiyoruz" diyor.



Fındık toplamaya son 7-8 yıldır gittiklerini ve Ordu da Günbağ diye bir yerde daha önce tanıdıkları tarla sahiplerinin arazilerinde çalıştıklarını kaydeden Taşçı, burada ailece kaldıklarını, çadır kurduklarını, yiyeceklerini kendilerinin hazırladıklarını ve yaklaşık bir aylık süre burada kaldıklarını anlatıyor. Yiyeceklerini kendileriyle götürdüklerini kaydeden Taşçı, "Bütçemiz oranında orada kalacağımız süre boyunca bize yetecek ne varsa götürüyoruz. Bulgur, şeker, çay, pirinç, yağ, makarna. Oradan bir şey almıyoruz çünkü pahalıya geliyor. Ailece çalışıyoruz. Elimize geçen para 5-6 milyar. Toplam aile bütçesine giren para bu" diyerek 7-8 kişinin fındık toplama sezonunda ellerine geçen parayı anlatıyor.

Her yıl gittikleri için kendilerini tanıyan tarla sahibi ile bir sorunlarının olmadığını kaydeden ve şimdiye kadar kimliğinden dolayı bir sorun yaşanmadığını belirten Taşçı, zaman zaman başka ilçelerde hakaretlere uğrayan yada kızlarına sözlü tacizde bulunulduğu yönünde şikayetler aldıklarını ifade ediyor.



Fındık toplamaya ailece gidenlerden biri de Hüsna Atabey. 64 yaşında ve geçim sıkıntısı yüzünden Mardin'in Mazıdağ ilçesinden Diyarbakır'a göç etmişler ailece 11 yıl önce. 2 gelini bir oğlu ve torunları ile birlikte ailece fındık toplamaya gidiyorlar. Oğlu Musa'yı 2003 yılında kaybetmiş çalıştığı bir bina inşaatı kazasında.

Diğer oğlu Edip ile bir torunu ailenin geçimini sağlıyor. Mevsimlik işlerde ve inşaat işlerinde. Temmuz ayında ise ailece fındık toplamaya Karadeniz bölgesine gidiyorlar.

Diyarbakır'da amele başları aracılığı ile trenle yolculuk yapıyorlar. Önce Sakarya'ya, oradan da Karadeniz'e.

Ortaklaşa minibüs yada kamyon tutup gidenlerde varmış ama yolculuk masrafı pahalı olduğu için binlercesi gibi onlar da trenle yolculuk yapmayı daha uygun görüyorlar. Hem ucuz, hem de daha fazla yük alabiliyor tren...

"Eve oğlum bakıyor. İnşaatlarda iş bulurlarsa çalışıyorlar. İş olmayınca açız. Bir torunum da zaman zaman işportacılık yapıyor. Sosyal Yardımlaşma Vakfı'ndan 3 ayda bir kuru gıda alıyoruz" diyerek ekonomik yaşamlarını özetliyor.

Dört göz odalı bir evde kirada kalıyorlar Bağlar 5 Nisan Mahallesi'nde.

Fındık toplamaya ailece gittiklerini belirten Hüsna Atabey, "Trenlerde bazen yer yok. Hayvanların taşındığı yük vagonlarında gitmek zorunda kalıyoruz bazen. Bu yaşımda bende onlarla gidiyorum. Ben çalışamam ama küçük torunlar var onlara bakıyorum, yemeklerini hazırlıyorum çalışırlarken. Gitmesem ne yapacağım burada. Bir ay, bir buçuk ay böyle göçerler gibi kalıyoruz oralarda. Çadır kuruyoruz, yemeklerimizi kendimiz yapıyoruz. Anahtarı giderken komşulara teslim ediyorum. Buradan kazandığımız para az olsa da bize yetiyor. Kışlık rızkımızı çıkarıyoruz" diyor.

DEVLET BÖLÜNME, ONLAR GEÇİM DERDINDE

Devlet eliyle boşaltılan köylerden kentlerin varoşlarına sığınan yüzbinler geçim derdinde ve hayatlarında görmedikleri batı illerine, Karadeniz'e maraba gibi yaşama telaşında iken devlet ve hükümet yetkililerinin derdi ise başka.

Karadeniz'de çalışacakları 4-6 haftalık sezon boyunca ellerine geçecek paranın ve yaşam mücadelesinin hesabını yapan yoksul köylüler kendi dertlerine düşmüş iken, "terörist" yaftası yiyen Kürtler şimdi de yeni çıkarılan genelgelerle yüzyüze kalıyor.

En son Ordu Valiliği tarafından merkeze bağlı Uzunisa Köyü'nde eski bir okul ve okul sahası açık cezaevine çevrilerek fındık toplamaya gelen Kürtler buraya hapsedilirken, İçişleri Bakanlığı da bu hafta Karadeniz'de bulunan il valilerine gönderdiği genelgede Kürt işçilerin kamplarda toplanması talimatını verdi.

Bir yandan yoksullukla boğuşan ve fındık toplayarak ellerine geçecek cüzi paranın hesabını yapan Kürtler şimdi de devletin "kamp dışına çıkılmayacak", "herkesin kimlik bilgileri kaydedilecek", "yiyeceklere sınırlama getirilecek", "kimse amele başlarının izni dışında kampı terk etmeyecek" , "kamp dışında güvenlik önlemi alınacak" denilerek kendilerine 'terörist' bakış açısı ile karşı karşıyalar.

Tek tesellileri ellerine geçecek bir avuç para ve bu bir avuç para ile gelecek tarla işleri ya da fındık toplama sezonuna kadar idare etmek.

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê